8 Mayıs 2012 Salı

"İki türlü sever insan..."

"İki türlü sever insan..."

İstanbul'da bir pazar günü. Hava parçalı bulutluydu, ama henüz yağmur yağmıyordu...

Final haftası yaklaşıyordu, ben de kitaplarımı alıp, aşağıdaki etüt odasında ders çalısmaya karar verdim; Oda arkadaşlarım yoktu, bu bayağı nadir bir durumdu. Birinden biri hep vardı odada. Bu durum beni bazen çok bunaltırdı, bazen de "Keşke olsalar" derdim. Bugün "Keşke olsalar" dediğim bir gündü...

Aşağı indiğimde iki kişi daha vardı etüt odasında, içim bir an için rahatladı...
Biri kızıl saçlıydı, odamın katının koridorunda gördüğümde, sabahları "Günaydin" deyip, akşamları "İyi akşamlar" dediğim bir kızdı...
Diğer kızlarla muhabbet ederken görürdüm onu hep. Birkaç kez benim de konuşma fırsatım oldu. Konuştuklarımız genelde yüzeysel şeyler hakkında olsa da, dobra birine benziyordu. Konuşma tarzıyla, seçtiği kelimelerle beni kendisine hayran bırakırdı hep...
Diğerini ilk defa görmüş gibiydim, şu an adını da hatırlamıyorum, belki de hiç söylememiştir, bilmiyorum...
Oda pek büyük sayılmazdı, ama bugün ayrı masalarda oturabiliyorduk...
Genelde yer bulunmazdı bu saatlerde, bugün isabet olmuştu..,
Yaklaşık bir saat geçmişti ardından, belki de bana öyle gelmişti...
Herkes daha huzursuz olmaya başlarken, bakışlar bir sağa, bir sola gidiyordu...

Oda sessizdi; yalnızca üç bunalmışın iç çekişi duyuluyordu...

Gözlerimi not tuttuğum defterimden almadan "Havalar da çok kötü bu aralar, değil mi" diye başladım...

Evet, havalar çok kötüydü. Dışarıda kopan fırtınalar, yüreğimin fırtınalarının yanında bir hiçti sanki...


İçimde bir köprü vardı, İstanbul misali; Kırmızıya boyadığım...Bir o yana savrulurdu, bir bu yana, kalmak kaçmak kadar imkansız gibiydi, Bir ikilemin başrolündeydim, izleyicilerden korkupta, metni unutan...

"Nihayet" dercesine konuşmaya başladık...
Oradan, şuradan derken, muhabbetimiz farklı bir boyut almaya başladı...
Herkes çözülür gibiydi adeta; Meğer herkesin içinde ne düğümler varmış...

"Aslında..." dedi kızıl saçlı kız"...İki türlü sever insan"
Saşırdım. Aynı anda devamını nasil getireceğini merak ediyordum...
"Ya vazgeçemeyecek kadar, ya da vazgeçecek kadar çok seversin"

O zamana kadar bunu hiç düşünmemiştim; Bana göre seven bir insan asla vazgeçemezdi sevdiğinden, geçen de yeterince sevmemişti benim gözümde...
Biraz anlattıktan sonra, durdu bir yerde, gözleri buhardan bir perdeye bürünmüştü sanki..."Ben çok sevdiğim icin vazgeçtim" dedi hüzünlü bir sesle...

Derinden vurdun, değerli arkadaşım...

Farzedelim ki iki türlü sever bir insan...
Hangisi doğru, hangisi yanlış?
Düşünmeye başladım...

Bazı anlar gelir,çabalamiş bir gönül imkansızlığın kanaatına varır; hayattayken üstelik...
Manasız şartlarla boğuşup, tükenirken bir taraf, hayata teslim olur, kendisini feda edercesine...
Sonra herşeye boşvermiş gönlü diğer tarafı azad eder...
Bunu bazen rengarenk bir ilkbahar gününde tekrar buluşmak ümidiyle yapar; Bazen de bir harcanmış sonbahar gününde, sevgililerin ısınmak icin birbirlerine sarıldığı zaman, sessizce hatıralarına sokulmak düsüncesiyle...
Güzel sözler acı verir, inatla duymazdan gelir, bırak uçmayi, yürümekten bile korkanlardandır...
Güçsüz ruhu yenik düşerken bunlara, bir "Hosçakal" bile diyememiştir sevdiğine...
Bundan sonra onlar da her gece birbirlerini düşünüpte "İyi geceler" diyemeyenlerdendir...


Bazı anlar gelir, kabul edemezsin yenilgiyi...
Zorla süsleyip, boyarsın, altını cizersin, üstüne simler dökersin her kelimenin...
Cünkü hayata ragmen yasamaya hazırsın, zamansız olsa dahi;
Üzüldükçe, gülümsemeye değer olan şeyleri düşünerek...
Agladikça , rahatladığını fark ederek...
Kuşkuya kapıldıkça, gözlerini kapatıp, sol tarafını okşayıp, avunarak...
Ve bir kanatla uçmaya çalışırken bir gün ölürsün bir yokoluşun tam ortasında...

Hangisi doğru bilemem, ama ikisi de zor, ikisi de bedelli...

Oysa gereken sadece biraz zamandır...
Biraz da anlayış...
Belki...

Odama çıktığımda hala yalnızdım, bir de yağmur yağmaya başladı bunun üstüne...
Oturup camın kenarına, izlemeye başladım...

Yasemin GÖKER

4 yorum:

  1. Vielleicht kennst du es schon,aber ich musste direkt an dich denken :)
    http://www.youtube.com/watch?v=NxTB4-xgv68&feature=plcp

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hey Liebes! Ja, das kenne ich bereits! Ich hatte es geguckt, bevor ich nach Istanbul geflogen bin! :) Ich weiß noch ganz genau, wie aufgeregt und glücklich ich war, als ich es gesehen habe! :)

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten, gerçekten çok hoşuma gitti...
    Bende çok sevdiğim için vazgeçenlerdenim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok tesekkür ederim.
      Cani gönülden dilerim ki farkli sartlar altinda "rengarenk bir ilkbahar gününde" tekrar bulusursunuz...

      Sil